Bugun...
20:02 | Kudüs'teki Hristiyan din adamlarından Şeyh Cerrah Mahallesi sakinlerine destek ziyareti      20:02 | Pfizer, Kovid-19 aşısına ilişkin 2021 satış tahminini 33,5 milyar dolara yükseltti      19:02 | ABD'den Suriye'deki birçok kişi ve kuruluşa yeni yaptırım      19:02 | İngiltere, AB ve ABD'den gelen kişilere karantina zorunluluğunu kaldırdı      18:02 | BioNTech-Pfizer: 3'üncü doz aşı, Delta varyantına karşı önemli ölçüde koruma sağlıyor      18:02 | Olimpiyatların 5. gününde 6 branşta 18 milli sporcu sahne aldı      17:02 | ABD Dışişleri Bakanı Blinken’den Hindistan’a ilk resmi ziyaret      17:02 | Angola Cumhurbaşkanı Lourenço'dan Türk iş insanlarına davet      16:02 | Son Depremler: Bingöl'de deprem!      16:02 | Tunus'ta Nahda Hareketi ve Tunus'un Kalbi partileri hakkında soruşturma başlatıldı      15:02 | İngiltere'den Kenya'ya 817 bin doz Covid-19 aşısı      15:02 | Busenaz Sürmeneli Türkiye'nin olimpiyatlarda ringe çıkan ilk kadın boksörü olmanın gururunu yaş      14:02 | Genç kız, annesinin babası ve akrabaları tarafından öldürüldüğünü iddia etti      14:02 | DEİK Başkanı Olpak: Angola ile 500 milyon dolarlık ticaret hacmi hedefi bizi motive ediyor      13:02 | THY, günlük 1323 sefer sayısıyla Avrupa'da ikinci oldu      13:02 | Kuzey ve Güney Kore arasında 1 yılın ardından ilk telefon görüşmesi gerçekleştirildi      12:02 | YHT’lerde en çok unutulan eşyalar açıklandı      12:02 | KOSGEB, girişimci ve KOBİ'ler konusundaki deneyimlerini Angola ile paylaşacak      11:02 | İnci kefalinin 3 aylık muhteşem yolculuğu      11:02 | Simavlı hayırseverler Uganda’ya temiz su kuyusu kazandırdı     
Rüyamda Peygamberimiz bana; sen de benim safımda savaşacaksın dedi


Ahmet AY İNŞİRAH
63halamer44@hotmail.com
 
 

Geçen yazımızda Sultanbeyli'de mukim vatandaşlarımızın Orhanlı Gişelerindeki kahramanlıklarını yazmıştım. Bugün ise 15 Temmuz 2016'yı yaşayan bir gazimizin yaşadıklarını yazacağız.

Ama öncelikle Sultanbeyli'de siyasi partilerin 15 Temmuz işgal teşebbüsü sürecinde olduğu gibi 15 Temmuz ile ilgili etkinliklerde de birlikte sergiledikleri duruşlarının takdire şayan olduğunu belirtmek isterim. Katıldığım Orhaneli Gişeleri anma törenine ve günün anısına gerçekleştirilen açılışlara Ak Parti ile birlikte, MHP, SP ve CHP de iştirak etmişlerdi.

İlçedeki bu uyum elbette siyasilerin, “her şeyden önce memleket ve millet” anlayışından kaynaklanıyor. Kaymakamı, Belediyesi bütün birimler bu anlayışla hizmet sunmakta.

Bu anlayış halka da yansımış, öyle ki 15 Temmuz kalkışmasında kısa süre ilçe dışında olan ilçe yetkilileri telefon trafiği ile onbinlerce insanı direniş için mobilize edebilmişlerdi. Tek telefon yetiyorsa yöneten-yönetilen ilişkisi sağlam kurulmuş demektir. Bu sağlam ilişkinin asıl mayası da manevi-milli-yerli değerlerdir.

Biz kahramanımızın göğüs kabartan öyküsüne dönelim.

Orhaneli Gişelerindeki tören sonrası başka birini aradı, kısa süre içinde buldu Başkan Hüseyin Keskin. Eğildi, hal hatır sordu, bizi de tanıştırdı.

Görür görmez, bu kocaman bir yürek dedim kendi kendime. Henüz ömrünün baharında bir kızımız. Gazi olmuş, tekerlekli sandalye ile Orhaneli Gişelerindeki anma programındaydı. Gülüyordu, gözleri boncuk boncuk, yüzü ayın on dördü, yüreği vatan kadardı.

Ayşenur Tolu.

Gazi Ayşenur, henüz 20 yaşlarında, onun hikâyesi FETÖ darbe teşebbüsünü adeta 2 ay önceden haber vermiş.

Nasıl mı?

Gazi Ayşenur Tolu 15 Temmuz 2016'dan 2 ay önce bir rüya görüyor ve bu rüyasını darbeden önce herkese anlatıyormuş. Rüyaya çeşitli yorumlar yapan olsa da gerçek yorumu 15 Temmuz gecesi ortaya çıkmış.

Ayşenur 15 Temmuz FETÖ darbesini öğrenir öğrenmez annesinden bembeyaz önlüğünü istiyor.

Annesi “neden beyaz önlük?” diye sormuş. Ayşenur,

“Ben vurulacağım, beyaz önlük bedenimden akan kanla kıpkırmızıya boyansın.” diyor. Hangi anne böyle bir isteği yerine getirir ki? Ayşenur da beyaz önlüğü alamadan çıkıyor, peşinden de annesi ve diğer yakınları ihanet darbesine karşı direniş için çıkıyorlar. Ayşenur FETÖ'cü askerlerin önüne geçip onları durdurmak için arabayı kendisi kullanıyor. Sabiha Gökçen'in FETÖ'cülerin eline geçmemesi için adeta uçuyor. Orhanlı Gişelerine gelir gelmez üzerinden geçen kurşunlar, yakınlarına düşen şarapnel parçaları Ayşenur'u korkutmuyor. Ayşenur ruhlarını Haçlılara, küreselcilere satmış olan işgalci askerlere, “Bu vatanı işgal edemezsiniz, Reis'i deviremezsiniz, ne yaptığınızı sanıyorsunuz?” diyerek meydan okuyor.

Alan tekbirlerle inliyor, “Çanakkale geçilmez” sedaları sınırların ötesinde duyuluyor. Ve birden bir haykırış, “O genç kızı vurdular, Ayşenur yaralı, ambulans yetişsin!” feryatları…

Ayşenur vurulmuştu, tabi ki şehadete vurulmuştu, vatanına sevdalıydı, lakin bu sefer askerimizin üniformasını üzerine geçiren işgalci FETÖ'nün kurşunlarıyla vurulmuştu Ayşenur.

Herkes Ayşenur'u hastaneye ulaştırma telaşında iken o kendinden geçiyor. Bu süre içinde bir anne yüreğini düşünün, bir yanda yaralı, kanlar içinde kendinden geçen Ayşenur, öbür yanda vatan için mücadele. İkna ederler, orada bulunanlar, “siz götürün, biz burayı bırakmayız, FETÖ Sabiha Gökçen'e giremez, gidin haydi.” diyorlardı.

Ayşenur ağır yaralı, dünyanın kıskandığı gazi annesi unvanına sahip annesi Rabbinden emin bir şekilde bekler. Bilahare Ayşenur kendine gelince, “Yavrum, rüyanı hatırladın mı?” der. Yaralı Ayşenur rüyasını oracıkta hatırlar ve kahve fincanı gibi gözleri daha da büyür, yüzünün her yerine güller konarcasına gülümser Ayşenur, gözleriyle “evet” der. Hatırladığı iki ay önce gördüğü rüyasıydı Ayşenur'un.

Ayşenur yaralanmadan iki ay önce rüyasında Peygamberimiz Muhammed Mustafa'yı (SAV) görür. “Ben Muhammed Rasulullah'ım Ayşenur, senin peygamberin. Çok yakınlarda bir savaş olacak, müjdeler olsun sana, çünkü o savaşta sen de benim safımda savaşacaksın” der.

Annesinin bu hatırlatması Ayşenur'a ilk ve başarılı bir müdahale olmuş. Çünkü Ayşenur bunu hatırlar hatırlamaz yeniden FETÖ darbecilerine karşı direnişe geçmek ister, lakin artık görevlerini kusursuz yapmak zorunda olan sağlık görevlilerinin kontrolündedir.

Sordum,

Ayşenur, kurşunların arasına dalmak nasıl bir duygu?

“O akşam kimse ölüm denen kaçınılmaz gerçeği düşünmüyordu. Tekbir ve sala sesleri amacımızla örtüşüyordu. Çünkü vatanımızı, milletimizi, devletimizi ve tabi ki Reis'imizi düşünmekten, onu korumaktan başka aklımıza bir şey gelmiyordu.”

Selam olsun Ayşenurlara…



Bu yazı 3857 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Haber sitemizi beğendiniz mi?


YUKARI