Bugun...
KADININ SESİ


Esra BÜLBÜLOĞLUPOLAT "ÇIĞLIK"
epolat4478@hotmail.com
 
 

Kadın nedir? Kadın kelimesi Türkçe'ye önce katun, sonra ses değişimine uğrayarak ‘‘kadın’’ hatun olarak şekillenmiştir. Eski çağlardan bugüne kadar hep kutsal addedildi. İnsanoğlunun var olma sebebi, kaynağı… Kadının yaratılışı, varoluşu ilk yaratılan sorusunun cevabı Havva’dır. Ve kadın dünyaya geldi. İlk mühendis kadın, ilk doktor kadın, ilk yazar kadın, ilk muhtar, ilk hükümdar ile saysak; devam eder gider kadın… Kadın olmanın yanında başka sıfatları da üstlenir. Özneye verilen cevaplar hep değişir: anne olmak, eş olmak, evlat olmak, gelin olmak, komşu olmak, teyze olmak vesaire… Kadın olmak sevgidir, güçtür, toparlayan, savaşan, anaç, fedakardır; doğası, fıtratı ve yaratılışı gereği…

Toplumsal baskının, mahalle baskısının şiddetine ilk maruz kalan, her türlü şiddetin, tacizin gerek toplumsal, gerek aile içi psikolojik travmaların hedefi. Dişi kimliğinin vermiş olduğu ehliyetle var olabilmek. Hayata tutunmak için birçok cenderelerden geçerken ben kimim? sorusunun cevabı hep askıda kalan (dişi) kadın. Hayatın getirdiği roller vardır. Kendi içinde de sosyal statüsünden yaşına, kişisel özelliklerine, doğduğu ve yaşadığı çevreye göre renklenir. Toplumun sana biçtiği rolü ‘’kadın’’ olma rolünü oynar. Bir maske takıp kenarda izler. Çünkü dünden günümüze gelen kalıplar toplumun beklentileri, biçtiği roller kadının kendine bakış açısına etki eder. Ailede; eksik eteksin, sen sus, erkek Fatma gibi gezme. Toplumda; karıya bak, gülse hafif, kendine güveni varsa havalı, evet dese basit, özgür ve özgürlükçü olsa ahlaksız. Adamı adam gibi derler de; kadına kadın değil taş gibi derler. Taş gibi değildir kadın. Kadın narin, naif, doğurgan, yenilenen, yenilikçi, temizleyen, sakin yanıdır. Kadın olmak güzel olmaktır. Gülümsemek, huzur vermektir. Akıldır, duygudur, seven ve sevilendir, sevildikçe güzelleşen… Kadın topraktır, sevgi verirsen köklenir, yeşerir. Toprak kadar yumuşak, güneş kadar sıcak, yağmur gibi nemli ve ıslak buğulu. Gece kadar sakin, yalnız. Fırtına kadar öfkeli. Kuyu gibi derin soluksuz… Çığlıktır kadın; mağrur, vakur, gururlu, tüm acılarını en diplerde yaşarken yüreğindeki sevgi ve coşku ile savaşır. Ruhunda yaşadığı tüm güzelliği paylaşır. Gelişmek, yenilenmek, ruhunu arındırmak, yeni girişimlerde renklenen bir yaşam sürdürmek için çabalar emek verir de ‘’Keşke’’ ve ‘’Ama’’ kelimeleri ile ayrıca mücadele eder. Toplumun yansımaları ‘’keşke’’yi, kendi ruhu ise ‘’ama’’ ile bir ileri bir geri… Kadın önce ailenin mihenk taşıdır. Toplumun direği, yeni nesillerin mucizevi varlığı. Geçmişten süregelen namus kavramı ile sırtında koca bir yükü taşımaktır. Doğumdan ölüme kadar hayatının her alanında farkındalığını, bedenini, varlığını, ruhunu gizleyen, çoğu kez ötekileştirilendir. ‘’Saçı uzun aklı kısa’’, ‘’elinin hamuru ile karışma’’ cümlelerinin muhatabı kadın. Aksini ispatlamak için uğraşsa da geçmişten gelen toplumumuzun zihniyetinde hüküm sürmüştür.

Aslında çok level atladık her ne kadar ötelensek de. Her zaman kanayan yaramız kadının yeri, önemi, statüsü, konumu, varlığı, cinsiyete dayalı ayrımcılık, adalet, şiddet, taciz, kadına uygulanan mobbing ve ötesi çözüm bekleyen sorunlar… Artık tuz basmayalım yaramazın üstüne. Yarınlarımız için, gelecek yeni kuşak kadınlarımız için kadının adı yok zihniyetini benimseyen aciz zihniyetler kazan değişmedikçe kepçe değişse ne fayda. Dünler de bugünlerin yarını olmamalı!

Saygı ve dua ile…



Bu yazı 3366 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Betül
07-04-2017 12:01:00

Eline emeğine sağlık canım

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Haber sitemizi beğendiniz mi?


YUKARI