Bugun...
'LAHZAN’ İÇİMİZDEKİ SONSUZ AKIM


Mü'mine Ö.SARI KATREDEN-DERYAYA
mumineozbildiricisari@hotmail.com
 
 

Cüz cüz oluşmuş bir varlığın, bütün (insan )kişilik görünümüne ulaşması yine sonsuz bir bütünün cüzlerini oluşturmaktan öteye geçemez. Akıl, sonsuz varlığın görsel bütününe ilmi olarak ulaşsa da görünenine gerçek manada hiçbir zaman ulaşamayacaktır.

Alemleri var eden ilahi irade, sonsuz alemin varlığına dair genişleyen evrenin varlığını da bütüne cüz olarak yaratmıştır. Tam ulaştım dediği anda sonsuzluğun başlangıcı olan bir sonun sınırına, ulaştığın sınır da bir bütüne cüz olmuştur. Sonsuzluğun aritmetiği sonsuza doğru uzayıp gider.

Mutlak iradenin sınırsız sathında var oluş emrimiz verildiğinde, var oluşuna sonsuz enerji yüklenen biz, bu enerjinin yüklemiyle sonsuzluğun gizemine düşkün bir kimya taşırız bedenimizde. Bu sebeple bir nakil silsilesinin yolculuğundan ibarettir dünyadan geçişimiz. Sonsuzluğun mutlak sahibinin dilemesi ile var oluşumuz, bizi özel kılmaya yeter. Sonsuz zamanın sathında bu dileyiş ile bütünden koparılan bir cüzüz biz. Var oluş, yaratılış emrinin ilahi lafızla yayıldığı mekansız zamanda, sonsuz nefhanın ulaştığı her emir ana karnındaki varoluşun nabız atma anıyla birleştiği bir ana şahitlik eder. Fıtrata yüklü olan sonsuzluğa doğru yönelme aşkı tesadüf değildir. Evrensel mesaj da bu yönde:

"Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın." Sad Suresi /72

Bu yüzden latif ve saydam varlığımızla hava, su, ateş ve toprağın çevrelediği bedene dürülü nefesimizin vakti geldiğinde tekrar bütüne karışacak parçalarıyız biz. Varlığımızın daimiliğinin garantisi,  varlık bütününe bir parça olmakla sabittir. Sonsuzluğun sahibine dönen her muti ruh, bütünde yerini alacak bir vaktin içinden geçmektedir…

 

 

 

GEÇMİŞİN RAFLARINDA

Hep ileriye doğru sarar hayatımız. Düşünceler, hatıralar ve devam eden ömür geçmişimizin raflarında yaşanmışlığımıza dair ne varsa mazinin tek ispatıdır onlar. Çoğumuzun canı acır zamanın hızlı akışıyla. Rüzgarın önüne katıp götürmesi gibi, zamanın önünde hızla geçip giden ömrümüze hep güzel şeyler sığdırma telaşını yaşarız.

Varlığı başlı başına alem olan insan, insanlar arasında varlığın ahengine eşlik ederek kendisine ait ömür çemberinde ömrüne biçili zamanı tasarruf eder. Ortak atmosferin farklı binicileri olarak yine aynı atmosferde hususi kaderini yaşar insan. Tüm bunlar, üzerinde düşünülmeye değer şeylerdir.

Ömrümüzün geçmiş raflarına yarınlarımıza destek olacak yaşanmışlıklar dizmemiz lazım. Bizi yarınlara taşıyacak olan gerçeğin geçmişimiz olduğunu unutmamak kaydıyla. Cansız varlıkların, insan canlısının hayatını yaşamasında yardımcı olduğu, insanla canlandığı dengeler ortamında insana verilen hayatın yaşamın ne kadar ciddi bir olay olduğunu kavraması anlaması öncelikli sorumlulukları arasındadır.

İnsanın geçmişini tozlu raflarda değil, canlı ve taze hatıralarda düşüncelerde bu güne taşıması gerekir. Anın içinde huzuru yakalamak telaşı, düşünce arşivimizi canlı tutacak geçmişler oluşturmamıza olanak sağlayacaktır.

 ‘Duygularımızdan daha doğru veri alabilmemiz için geçmişin raflarında hatırı sayılır anlar bırakmamız lazım. ‘Hatırda kalan hatırı sayılır hatıralar…’

UZUN BİR ARADAN SONRA

‘O’NA GİDERKEN’  isimli 1999-2000 yılında yayımladığım çalışmamın ardından uzun bir aradan sonra tekrar okuyucu karşısına geçmek oldukça heyecan verici. Dile kolay 19 sene… Başlatana, tamamlatana şükürler olsun.

Yapım gereği zamanın hızlı akışına matem tutanlardanım. Hatta bu üzüntüyü yaşarken dahi akıp giden süreye derin üzülürüm.  Sonsuz akımla tanıştıktan sonra ne 24 saatlik zaman dilimini ne de kütük yaşını çok kullanmamaya, onların sadece ekosistemde düzen olarak var oldukları kanaatini kendime deklere ederek sonsuz zaman dilimine dair bilgi ve gerçekleri tecrübe etmeye çalışarak atmosferin tadını çıkarmaya yöneldim. Bu evreye varlığımıza dürülü kalabalığı evrenin kalabalığına katıp farklı manevi lezzetler alma evresi diyebilirim. Evrensel mesajdaki zaman dilimidir bize lazım olan. Diğeri ise sadece  dünya düzeninin bir parçası. Alt hayat olan dünyaya muhatap olarak biyolojik varlığımı, üst hayata( ebedi hayata) muhatap olarak ruh varlığımı, her ikisinin teşekkülü olan kişiliğimi ömür sermayemde tasarruf etmeye çalışıyorum. Belki işe yarar diye kaleme aldım.

Evet, kendi halindeki kelimeleri kullanarak yerinde durmayan hayatımızı kelimelerin önüne döküp, kurduğumuz cümleleri sizlerle paylaşmaya karar vermek. Sözcüklerin yüklendiği manalara, onları sözcük yapan hayatın bizzat kendisinden alıntılar yaparak, evrenin sonsuz akımından enerji dağıtan cümleleri kurmaya çalışmak.

’ Konuşarak yorulan bir ömrün arkasından yazarak dinlenmeyi seçmek, sanki biraz da bu!’

Okurken yorulmazsınız, (muhtemelen üzerinde düşününce yorulabilirsiniz.) bu da tatlı bir yorgunluk olur. Amacım, varlığımıza dürülü birincil kişiliğimiz üzerinde düşünmeye sebep olmak. ‘

Fiziki ve biyolojik varlığımıza göre dizayn edilen dünyanın birincil kişiliğimizi temsil eden ruhumuza dokunabilmesi için en az fiziğimiz kadar kimyamıza da eğilmemiz, akıl düşünce inanç trafiğimizi iyi yönetmemize sebep olacaktır. Bu durum bir yaşanmışlık ve tecrübe etmeyi de beraberinde getirir. Ama verilen süre bu tecrübeyi kazanmaya yetmeyebilir…’

 Bu anlamda insanı insan yapan en önemli hususlardan birinin düşünme yolu ile farkına varması olduğu gerçeğini hatırlıyoruz.  İnsana ilahi çağrı bu yüzdendir hep. İlahi mesajda: ‘Akıl etmez misiniz? ‘Umulur ki düşünürsünüz.’ ‘Ne kadar az tefekkür ediyorsunuz!’ ‘Göklerin ve yerin yaratılışında gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim(sağlıklı) akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.’ Daha nice ilahi mesajlar…

Alt hayat olan dünya hayatında kaliteli ve sonsuz bir üst yaşamın varlığına ulaşmak için verilen zamanı çok iyi kullanmak gerekmekte.

İyi kullanmamız gereken bu sürenin, sonsuz akımdan süzülerek ömür denilen zarfa dürülü olarak bize verildiğini ve verilen bu miktar her ne kadar ise sonsuzluktan geldiğini de iyi kavramamız gerekir. Sanıyorum ben, bu bireysel ömür ile içimizden geçen sonsuz akımla kafayı bozmuş olmalıyım ki neresinden dokunduysam fani olan bir tarafına ulaşamamanın mutluluğuyla sonsuz akımın düşünce iklimini sizinle paylaşmak istedim. Varoluşumuzun hiçbir sathında yok olmaya rastlamadım.

 ‘Bütün ilahi bildirimler bizim varlığımıza dokunmadan gitmiyorlar. Ruh var oldukça konum hep açık kalıyor. Konum açık kalınca da her hakikat insan varlığında check-in yapıyor… Ölen ise beden olduğundandır ki  ruh, bir başka iklimde varlığını ilahi kanun gereği hep muhafaza ediyor. Müthiş!’

Hızla geçen zamanın hüznü aslında öyle derin ki geçen zamanın taziyesini veremeden,  gidenin hüznünü yaşayamadan, içinde geçirdiğin anı anlayamadan çevrilir sayfalar her yeni güne. Giden biten tükenen sizsiniz biziz aslında. Bu yüzden sadece sizin için, bizim için bu çalışmam buna inanın önce.

‘Düşündüğün her anın içinde, seni çoktan terk eden bir zaman gizli. Yaşarken bedenin yorulur ömrün her sene darbe alır. Yapacağın şey, ömür ve zamana dair rakam kullanmamak, ad takvimine takılmamak, ruh takvimine göre yaşayıp her an yeniden başlamak…’

Mümine Ö.sarı Malatya Yeşilyurt Direksiyon Özel Ders - Armut 

Neden mi ?

İçinde sonsuzluğu ağırlıyorsan, bunun da farkındaysan,  hep başlar hiç bitirmezsin. Bilmeliyiz ki bitmeyen sonsuz zaman enerjisinin içinde, yaşadığımız hayatın gizemli binicileriyiz biz.

İçimizdeki sonsuzluğun fısıltısı bizi bize fısıldayana doğru götürür. Bilmediğimiz bilemediğimiz ve bilemeyeceğimiz ne varsa evrenin içeriğine dair, hepsi varlığımızın derinliğine dürülmüş.

 O vakit bize düşen de içimizden sonsuzluğu geçirene, geçirirken de bizi alıp götüren kudrete bağlanarak, zamanın mekanın olmadığı atmosfer üstü  hayatın, yaşamanın, var olmanın  tadını çıkarmak. 

Bence yazmaya değer…



Bu yazı 1574 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Haber sitemizi beğendiniz mi?


YUKARI