Bugun...
11:38 | Hrant Dink'in öldürülmesinin üzerinden 14 yıl geçti      11:38 | İngilizlerin tercihi 2020'de yine Muğla oldu      11:08 | İstanbul barajlarında son durum! Doluluk oranı yüzde 30 seviyesini geçti      11:08 | Kar yağışıyla İstanbul'un barajlarındaki su seviyesini yüzde 30'a yükseldi      10:38 | Bingöl’de kar 281 köy yolunu ulaşıma kapattı      10:38 | Türkiye'nin uluslararası yatırım pozisyonu verileri yayımlandı      10:08 | Almanya'da son 24 saatte korona virüsten 214 kişi öldü      10:08 | Uluslararası Enerji Ajansı: Petrol ve doğal gaz kaynaklı metan emisyonlarında artış riski var      09:38 | İsrail, Gazze Şeridi'ne hava saldırısı düzenledi      09:38 | Sokağa çıkma kısıtlamalarına uymayan 24 bin 755 kişi hakkında işlem yapıldı      09:08 | Türkiye'nin büyük bölümünde bugün yağmur ve kar etkili olacak      09:08 | 56 saat süren sokağa çıkma kısıtlaması sona erdi      08:38 | Mısır'da Mursi'nin çocuklarının da olduğu 89 İhvan üyesinin mallarına el konuldu      08:08 | ABD Dışişleri Bakanı Pompeo: Navalnıy'ın derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını istiyo      02:38 | Fenerbahçe, MKE Ankaragücü hazırlıklarını tamamladı      02:38 | Tedavisinin ardından Rusya'ya dönen muhalif lider Navalny gözaltına alındı      02:08 | Mesut Özil İstanbul'a geliyor!      02:08 | Fenerbahçe, Macar stoper Attila Szalai'yi kadrosuna kattı      01:38 | Fenerbahçe, Attila Szalai ile 4,5 yıllık anlaşma imzaladı      01:38 | Yemen ordusu: Hudeyde'nin güneyindeki çatışmalarda 40 Husi milis öldü     
RUHLARIN ARINMA İKLİMİNİN HAYATAIMIZA YANSIMASI


NURAN TAYDAŞ ÇAL "KUTUP YILDIZI"
nuran_cal@hotmail.com
 
 

Çocuk saflığında bir heyecan içindeyim. Her Ramazan bu heyecanı yüreğimde taşırım. İlk aklıma gelen ise çocukluğumun Ramazanları olur. Eskiye olan özlemimi, yeni hayatımla birleştirir, o günlerde yaşadığım Ramazan coşkusunu, bugün evimde ailemle yaşatmaya çalışırım.

Teşbihte hata olmaz derler, insan ruhunu soba borusuna benzetirim. On bir ay boyunca, kurum bağlayan, artık nefes alamaz hâle gelen ruhlarımız, Ramazanda bir silkelenme, kirlerinden, paslarından arınma sürecine girer. Bu rahmet iklimi, mağfiret yağmurları, insanın iliklerine kadar işler.

Her istediğini almaya kendine görev bilen nefsimiz, bu ayda dizginlenir, acizliğin kuyusunda çırpınır. Bu çırpınış, kendisini Firavunlaştıran, Nemrutlaştıran nefse acı bir darbe olur. O doymak bilmeyen, insanın ruhuna hükmeden canavar; oruç ile uysallaşır, Rabbim Allah’tır demeye başlar. Terbiye olur. Onun terbiyesiyle, gönüllerimiz huzura erer.

Oruç, hem bedenimize hem ruhumuza şifa olur. Bir ay boyunca dur durak bilmeden çalışan organlarımız, beynimiz sayesinde kendilerini bu zaman içinde onarıp, dinlenirler.

Oruçlu insan, gönülleri bulandırmamak için sözlerini süzer de söyler. Öfkesine hâkim olur. Kötü bir durum karşısında, “ben oruçluyum” diyerek, bedeniyle beraber ruhuna da oruç tutturur.

Ruhlara oruç tutturmak, ne güzel bir yaklaşım… Kötülüklere, kin ve nefrete, öfkeye karşı oruç tutmak…

Bir lokmayı paylaşmak, aç insanın halinden anlamayan nefsimizi açlığı tattırmak…

Tokluk ile açlığın arasındaki derin uçurumu fark ederek, bu uçurumun kenarında olan insanlara el uzatmak. Açlık ile sınanan nefslerin imtihanı çetin olur. Bu imtihanda çok az insan isyan etmeden şükür noktasında kalır. İşte bizler, belirli bir süre için de olsa bu imtihanı yaşayan insanların ahvalini anlamaya çalışırız.

Ramazan ayının klasiklerinden biri de, hocalara sorulan sorulardır. Kendimi bildim bileli, çocukluğumdan hesaplarsak yaklaşık 35 senedir aynı sorular, temcit pilavı gibi önümüze konur ve hiç usanmadan bu sorular cevaplanır.

Lütfen bu Ramazan bir ilmihal edinelim ve oruç ile ilgili temel kaideleri oradan öğrenelim. Bizim asıl öğrenmemiz gereken konu, kulluk şuuru… Bu şuur verilmezse, oruç tutmak sadece ağzı bağlı bir gün geçirmek ile eş değer kalmaz mı?

Müslümanlık nedir, Mümin bir insan nasıl olmalıdır, bunu hayata nasıl yansıtmalıdır? Bu konular üzerinde konuşulup, gençlerimiz neden dinden, imandan soğudular sorusuna cevap aransa… Bizler bu hatanın hangi evresindeyiz, biraz öz eleştiri yapsak…

Efendimiz S.A.V anlatırken, O güzel insandaki imanı hayatımıza, bugünkü yaşantımıza nasıl aksettiririz bunu neden anlatmıyoruz?

Sahabe hayatlarında çok fazla ibret alınacak olaylar var doğrudur lâkin bugün onların hayatını ağlayarak anlatılması, bugünün gençlerine maalesef bir yarar sağlamıyor. Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, o hayatlarla dalga geçilmesine sebep oluyor bu anlatılanlar. O imanlarını şereflendiren insanların, yeri geliyor hayatları tiye alınıyor. Sahabeleri öğrenelim ama onlardaki bu güçlü imanın şekillenmesinin asıl sebebi nedir onu da öğrenelim.

Siz değerli hocalarımız, bize öyle bir Ramazan yaşatın ki, sanki Kur’an-ı Kerim ilk defa nazil oluyormuş gibi o ayetleri ruhumuzun derinliklerinde hissedelim ve bu duyguyla oturalım Efendimiz ’in o manevi

sofrasına… O sahabe-i Kiramlar ile aynı lezzeti alalım. Siz bu lezzeti bize yaşatmadan, onların hayatlarını anlatırsanız, sadece bir masal gibi dinler geçeriz vesselam…

Haydi, hep hocalardan beklemeyelim. Kur’an İlk defa bu Ramazan ilk bizim ruhumuza iniyormuş gibi hissedelim. O ayetleri tek tek okuyup anlamaya çalışalım. Bu Ramazan farklı olsun. Bu Ramazan her manada bir arınma olsun.

Ramazan-ı Şerifiniz mübarek olsun dostlar.



Bu yazı 4522 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Haber sitemizi beğendiniz mi?


YUKARI