Bugun...
Tek Tarafım var: Vicdanım


Cüneyt ALPHAN GÜNEŞ DOĞARKEN
cuneytalphan@mynet.com
 
 

Zaman zaman sosyal medya ve sosyal çevremde hep şu eleştiri/ya da serzenişi görüyorum.

“Cüneyt! Bir türlü senin ideolojini çözemiyoruz. Muhafazakâr diyoruz, olmuyor. Sosyalist diyoruz olmuyor, Kürtçü diyoruz olmuyor, Atatürkçü diyoruz olmuyor, devletçi diyoruz yine olmuyor. Demokrat diyoruz ama Kürtçülük tarafın ağır basıyor. Hangi parti veya tarikat-cemaate destek verdiğini de çözemiyoruz…” gibi sayısızca ifadeleri okuyor, duyuyorum.

Saygıdeğer büyüklerim, sevgili küçüklerim!

Diyarbakır’ın Silvan ilçesinin köyünde hayvan ahırıyla yapışık odada dünyaya gelirken, sağcı-solcu, sosyalist ve demokrat olarak dünyaya gelmedim.

Rahmetli annem benle hamileyken rahmetli babam rüya görür, rüyada biri babama; “bir oğlun olacak adı Muhammed Cüneyd olsun” der. İmam ve hafızulkur’an olan babam, İslam âlimi Cüneyd-i Bağdadi’ye sempati duyan biriydi.

Peygamber torunu rahmetli annem muhteşem bir imana sahipti.

Evet, babam imam, dindardı ama annem kadar değil.

Habire karılarla evlenmiş, yedi hatunu nikâhına almıştı. Sesi-sohbeti güzel, muhteşem def çalar, ilahi, kilam (türkü) okurdu. Belki de karılar babamın bu özelliğine vurulurlardı, bilmiyorum.

Ya da belki de, dedem Rus harbinde şehit düştükten sonra babam kardeşlerine abilik yapmak için erken evlendirilmiş, seksen dört yıllık hayatına çok hatun almıştır. Çünkü dedem şehit düşerken babam altı yaşındadır. Tabii ben de altı yaşındayken babamı kaybettim (84 yaşında vefat etti), o yüzden çok da babamı çapkınlıkla suçlamak istemem.

Sonra rüyama gelir, kızar bana…

Küçüklüğümden beri iki özelliğimin üstesinden gelemedim.

Bir: Haksızlığa asla boyun eğmiyor ve bu özelliğimden ötürü çok dayak yediğim de olmuştur. Buna rağmen hiçbir koşulda haksızlığı/zulmü kabul etmiyordum. Benzin alevi gibi bir anda parlıyor, bir anda sönüyorum.

Medrese de okurken haksızlığı kabul etmediğim gibi katı kurallara da uymuyordum. Sinemaya gitmek, kepsiz çarşıya çıkmak, ceketsiz köy içinde gezmek, gazete okumak, tv izlemek, vs. günah diyorlardı, hepsini yapıyordum.

Kızlara bakmak ve âşık olmak günah, âlim olmanın önünde engeldir diyorlardı. Kızlara da baktım. Âşık da oldum.

İki: Çok inatçıydım. İnandığım şey ne olursa olsun, peşinden gidiyor, pes etmiyor, acı, sıkıntı yaşamama rağmen vazgeçmiyordum.

İnanmadığım bir şeyi asla yapmadım, yazmadım, söylemedim. Kimse de bana yaptırmadı istemediğim bir şeyi.

Hiçbir gücün önünde de boyun eğmedim.

Bu yüzden de manevi açıdan olmazsa da maddi açıdan hep kaybettim.

Medrese ve Okul okurken, gazetecilik yaparken ve şimdiye kadar da, hiçbir zaman sıfat ve etiketleri sevmedim. Hiçbir zaman bana bir etiketin/sıfatın da yapıştırılmasını da istemedim.

Sevmiyorum sıfat ve etiketleri.

Çünkü etiketler, sıfatlar, statüler, mevki ve makamların boş olduğunu biliyorum. Evren ve kâinatta tek bir insanın dahi beni sahip olduğum etiket/sıfatlar için sevmesini istemiyorum.

Eğer kâinatta tek bir kişi dahi beni sevecekse, sadece yalın, saf, sıfatsız, statüsüz, mevkisiz, makamsız, çulsuz halimle sevsin istiyorum. Çıkara dayalı hiçbir sahte sevgiyi istemiyorum hayatımda.

Ve barındırmıyorum da hayatımda sahte sevgi ve dostlukları.

Tüm hayatım boyunca, Allah’ın bana vermiş olduğu hür ve özgür irademi de hiçbir örgütün, tarikatın, cemaatin, partinin eline de vermedim. Hiçbir örgüt, tarikat, cemaat ve partiyle de dolaylı-dolaysız bağım da yoktur.

Tek başıma hayata karşı acemice mücadele ediyor, iflah olmaz romantik ve acemice hayatımın bedelini bedenim ödüyorsa da, bu saatten sonra da pek değişeceğimi de sanmıyorum. Çatlak-patlak bu şekilde mezara kadar bu kafa gider.

Gelen bir başka eleştiri; “senin de günahın var, sen de Ak Parti’ye destek verdin” diye.

Evet, Ak Parti’ye 2007/2011 yıllarında destek verdim. Destek vermemin amacı da, Kürt sorununun kansız çözülerek toplumsal barışın sağlanması, demokratik hayatın her alana hâkim olması ve kardeşliğin tesis edilmesiydi. Bugün yaşadığımız ve yaşadığım manzarayı hayal bile etmedim.

Dindarlık tarafıma gelince; şüphesiz ki, Allah’a ve Resulüne sonuna kadar bağlı biriyim. Bütün dünya Firavunların önünde secde etse bile, hiçbir güç beni Allah’a ve Resulüne olan bağlılığımı yok edemez.

Ama deli-dolu bir dindarlığım var. Ramazan ayında orucumu tutar, hatmimi okur, namazımı kılarım, Ramazandan sonra da sepeti koluna herkes yoluna der, bara gider halay da çekerim.

Her türlü felsefe, inanç/ideoloji kitaplarını okur, her türden de dostlarım vardır. İnancımı sadece kendi içimde yaşarım.

Bana dair Allah’ın bildiği bir şeyi de asla kuldan da saklamam.

Münafıklık, riyakârlık ve ikiyüzlülüğü asla barındırmam yüreğimde.

İşte, günahımla, sevabımla, eksiğimle, gediğimle, ben buyum birader. Seviyorsanız da, sevmiyorsanız da ben buyum.

Tek tarafım var. O da vicdanımdır…



Bu yazı 647 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Haber sitemizi beğendiniz mi?


YUKARI