Bugun...
Kırkından Sonra


Sebahat ŞAHİN KANATSIZ MELEK
sebahatoskay@gmail.com
 
 

Daha gençlik yıllarımda gülerek karşıladığım bu iddialı cümle, bu gün hayatımın anlamı oldu desem!

Meğer ne doğru ne isabetli bir söz söylemiş bunu dile getiren….

Şu an kulağıma daha kırkına varmamış, bir sürü insanın, kahkahaları geliyor. Gülüyorlar biliyorum. Çünkü daha genç yıllarımda ben de, kırkı bu kadar uzak, bu kadar “son” bulurdum insan hayatında. Sanki bu yaşlara gelince insan ömrü nihayete erer de, bundan sonra yaşanacak hiçbir şeyin önemi kalmazmış gibi!..

Yanılmışım! Hayatımda birçok konuda olduğu gibi…

Kolay mı kırk olmak?

Kırk olunca farkındalık başlar. Gözünün önünden bir perde kalkar istemeden. Dünyayı, insanları, hayatı daha bir berrak daha bir anlamlı görmeye başlarsın. Artık, acabalarının cevaplarını bulduğu, kendinin, karşındakinin ve hayatının anlamını çözdüğünü düşündüğün yaşlarının başındasındır…

Hayatın anlamı derken, o kadar da kolay değil tabii..Sadece kırk olmak yetmese de bunun için için, en azından bu yaş sana, soracağın sorunun ne olduğunu öğretiyor. Sonrasında da başlıyorsun cevaplar aramaya.

İşte kırkından sonra başlayan bu aslında, artık sorular değil, cevaplar arayışın. Çünkü fark ediyorsun ki, senin cevaplayamadığın soruların olması, hayatı anlamsız ve yaşanmaz kılıyor, bu yaştan sonra…

Çünkü artık gözünün önünden kalkan perde, bazı gerçekleri göstermeye başlıyor. Adım adım daha bir gerçeğe, her gün biraz daha fazla yaklaşmak ve bu heyecanı tatmak, zamanın nasıl geçtiğini de unutturuyor insana. Onun içindir ki, bu yaştan sonrası daha bir hızlı, daha bir acımasız geçiyor, bizler için.

Artık sadece soruların, cevapların ve nedenlerinin başka birilerinde olduğu, o sorumsuz yıllara inat! Kendine döndüğün, fark ettiğin, değiştirebilme gücünü ellerine aldığın yaşlarını yaşamaktasın. Bu da sana zamanı unutturuyor. Her güzel şey gibi, bu yıllarda hızla geçip kayıyor ellerimizden ve doyamıyoruz kalan ömrümüze…

Ah! Birde tahammül edemediğimiz acılar, haksızlıklar olmasa bu dünyada. Mesela huzur olsa…

Herkesin birbirine saygı duyduğu sevdiği bir dünya? Bu mümkün mü? Savaşların olmadığı, masum kanlarının akıtılmadığı, insanca yaşanan bir dünya…

Ne kadar yaşım kırk olmuş, gözlerim açılmış, artık yaşamın bazı sırlarına vakıf olduğumu düşünsem de, ben sevmedim bu günleri. İnsanların, çocuk, kadın, masum, genç demeden bu kadar acımasız bu kadar kalleşçe, katledildiği bu günleri görmeseydim. Öğrencilik yıllarımda, tarih öğretmenlerimin anlattığı gibi, mertçe yapılsaydı savaşlar. Adına terör denen, kahpe kurşunlarla insanların vurulduğu, canlı bombaların ruh hastalarının davası olmasaydı, bu sözde hak arayışları.

Eskiden düşmanın açık açık yüzünü görebildiğimiz o günlerden, şimdi kalleşçe yüzümüze gülen, arkamızdan köpek besleyen, düşmanla savaşmaya çalışıyoruz. Askerimizle ordumuzla

koruyamıyoruz canımızı, ülkemizi, çünkü bir virüs gibi sarmışlar her yanı. Ne ilacı var, ne görülebilirlikleri. Hepsi sırtlan hepsi leş yiyicileri…

Keşke demek kötüymüş. Onu da öğrendim bu yaştan sonra. Ama keşke büyümeseydim de fark etmeseydim, bu kadar kalleş bu kadar acımasız olduğunu insanoğlunun. Keşke görmeseydim, açlığın aslında zenginlerin karnını doyuramamak olduğunu. Keşke insanın çıkarları uğruna ülkelerini de sattıklarını da görmeseydim.

Benim keşkelerimin o kadar önemi yok belki, lakin bu ülke için canını veren şehitlerimizin, Çanakkale’de toprağı kanıyla sulayan bize bu güzel vatanı, canları pahasına hediye eden ecdadımızın, o toğrağın altından, inlemelerini duyar gibiyim. İnşallah onlar “Keşke!” Demiyorlardır ve huzur içinde uyuyorlardır.

Ben bu topraklarda şehit olmuş hiçbir insanın huzur içinde uyduğuna inanamıyorum oysa. Buradan gençlere seslenmek istiyorum; Açın gözlerinizi, size bu vatanı emanet eden ecdadınızın sesini duyun. Ve henüz iş işten geçmeden, yaşınız kırka gelmeden görün bu ihaneti. Görün ki; Kırkınızda hala sizin olan bu vatanın koynunda uyuyabilesiniz. Güvenle ve korkmadan! Kimsenin kölesi olmadan…Ve henüz vakit varken…

Bu ülkenin çocukları; Kürt-Türk- Laz-Çerkez demeden. Kardeş olduğunuzu hatırlayarak el ele verin ve temizleyin vatanınızı, bu hainlerden…



Bu yazı 4342 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Haber sitemizi beğendiniz mi?


YUKARI